TURGUT's profileİSTANBUL TÜRKİYE.VE HUZU...PhotosBlogLists Tools Help

İSTANBUL TÜRKİYE.VE HUZURA DAVET MERKEZİ..

BİR İNSAN YARATILIŞINI DÜŞÜNMEZSE BU DÜNYADA OLUŞ AMACINI KAVRAYAMAZ...

ALLAHIN GÜZELLİKLERİNDEN BİR DEM

September 26

BİR DAVET...

Belki bugüne kadar yapılan çağrılara kısmen uymuş, belki hiç dinlemeden reddetmiş olabilirsiniz. Belki de size bugüne kadar böyle bir davet hiç yapılmamıştır. Fakat bunlar artık geride kalmıştır ve önemli olan bugün verilecek karar, bugün atılacak olan adımdır. Çünkü yapılan bu davet, sadece yetmiş ya da seksen yıllık bir ömrü değil, sonsuz hayatı etkileyecek çok önemli bir kararın dönüm noktasıdır. Bir insanın hayatı boyunca kendisinin güzel iş yaptığını sanarak çabalaması, ama yaptığı şeylerin Allah katında hiçbir geçerliliğinin olmadığını öğrenmesi kuşkusuz hiçbir şeyle kıyaslanamayacak kadar derin bir hüsran ve hayal kırıklığına sebep olur. Ve unutulmamalıdır ki, insanın bu hüsranı yaşamaktan kurtulmasının tek yolu, Kuran'a ve onun ayetlerini hatırlatan her güzel söze daha da geç olmadan uymasıdır. Şimdiye kadar bu konuda uzun uzun düşünmemiş olmak ya da ciddi bir karar almamış olmak da insanı kararsızlığa ya da ümitsizliğe düşürmemelidir. Çünkü önemli olan geçmiş değil, içinde bulunduğumuz andır. Ve belki de şu an alınacak bir karar sonsuz nimetlere açılabilecek bir anahtar, bir yol olacaktır. İşte burada önemli olan vicdanın, doğrunun, güzelin ve hak olanın sözünü dinlemek, nefsin her türlü fısıltısına karşı kulakları tıkamaktır. Vakit güzel söze icabet etmenin vaktidir. Azap size gelip çatmadan evvel, Rabbinize yönelip-dönün ve O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez. Rabbinizden, size indirilenin en güzeline uyun; siz hiç şuurunda değilken, azap apansız size gelip çatmadan evvel. (Zümer Suresi, 54-55) Sen yücesin,bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın. (Bakara Suresi, 32) http://www.blogcu.com/huzurluaile

August 05

......

MUTLULUĞUN SIRRI..

Mutluluk dünya üzerinde her insanın erişmeye çalıştığı bir kavramdır. Ancak genellikle insanların bekledikleri mutluluk dünyevi şartlara bağlı olan, tamamen koşullu bir mutluluktur. Sürekli olan gerçek mutluluğu ise tam anlamıyla sadece iman edenler yaşayabilirler. Çünkü gerçek mutluluk ne insanlara, ne olaylara, ne mallara ne de makam ve mevkiye bağlıdır. Mutluluğun tek bir sırrı vardır; o da coşkulu bir Allah sevgisi ve Allah’a tevekküldür. İman eden bir insan bu dünyanın gerçek mahiyetinin, kendi yaratılış amacının, Yüce Allah’ın kendisini denediğinin ve O’na kulluk etmekle sorumlu olduğunun bilincindedir. Bu nedenle, hayatı boyunca, Allah’ın rızasını, rahmetini kazanmaya çalışır ve müminlerin gerçek yurdu olan cennete girmek için çaba harcar. Mutluluk ise, Yüce Allah’ın salih kullarına samimi imanlarından ve bağlılıklarından dolayı, hem dünyada hem de cennette verdiği çok büyük bir nimettir. Müminlerin mutluluklarının ve huzurlarının kaynağı sadece imanlarıdır. Allah, samimi imanlarına karşılık, onların kalplerine mutluluğu ve huzuru bir nimet olarak hissettirmektedir. Müminlerin yaşadığı, şartlara bağlı bir mutluluk değil, Allah ve ahirete iman etmenin getirdiği manevi bir mutluluktur. Bu anlayıştan uzak yaşayan insanlar ise, iman etmedikleri sürece gerçek mutluluktan uzak kalırlar. Sonsuz güç sahibi Allah, din ahlakını yaşamamalarına karşılık bu insanların kalplerini mutsuz ve sıkıntılı kılacağını bir Kuran ayetinde şöyle bildirmiştir: Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam’a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir. (Enam Suresi, 125) Müminleri Mutlu Kılan Nedir? İman etmeyen insanlar, genellikle ahiret hayatının çok yakın olduğunu ve onunla karşılacaklarını düşünmeden yaşarlar. Ölümü, ölüm sonrasında nelerle karşılaşacaklarını, hayatları boyunca tüm yaptıkları için Allah’a hesap vereceklerini, bunun sonucunda da cennet ya da cehennemde sonsuza dek kalacaklarını akıllarına getirmez ya da getirmek istemezler. İşte bu insanları böylesine umursamaz davranmaya iten en önemli etken ise, sonsuz ahiret hayatını kendilerinden uzak görmeleridir. Bu düşüncedeki insanların kendilerince yaşayacak daha çok vakitleri vardır; bu yüzden hiç düşünmedikleri ya da düşünseler bile gerçekleşeceğine pek ihtimal vermedikleri birşey için hayatlarını, çıkarlarını ve kurdukları planlarını feda etmek istemezler. Bunu kendilerince çok büyük bir kayıp olarak nitelendirirler. Büyük bir hata yaparak, dünya hayatını ve dünya menfaatlerini, ahirette kazanacaklarına oranla çok daha yakın ve kolay görürler. Bu yüzden, dünyaya sımsıkı bağlanıp ahireti gözardı ederler. Tüm isteklerini bu kısa dünya hayatına sığdırmaya çalışırlar. Tüm hayatlarını Allah’ı razı edecek davranışlardan, din ahlakını yaşamaktan kaçınarak geçirir, kendi dünyevi tutku ve hırslarıyla tüm vakitlerini tüketirler. Dünya hayatına duyulan hırs ise, insanları mutsuzlaştırmaktadır. Kuran ahlakından uzak yaşayan bu insanların, dünya hayatında mutlu olamayacaklarını, sürekli sıkıntı içerisinde yaşayacaklarını Yüce Allah, Kuran’da şöyle bildirmektedir: Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak haşr edeceğiz. (Taha Suresi, 124) İman etmeyen insanları mutsuzlaştıran, onlara huzursuzluk veren bir diğer konu ise, karşılaştıkları zorluk ve sıkıntı anlarıdır. Bu insanların mutluluğu tamamen dünyevi çıkar ve kazançlara bağlı olduğundan, zorluk anlarında bu menfaatlerini de kaybetme durumuyla karşı karşıya kalırlar. Herşeyleri buna bağlı olduğundan hiç beklemedikleri bir olayla bunları kaybedecek olmaları, onları büyük bir mutsuzluğa sürükler. Elde edebildikleri geçici neşe ve sevinci de bu yolla tamamen kaybederler. İçinden çıkamayacakları bir karamsarlığa ve umutsuzluğa kapılırlar. Müminlerin mutluluğu ise, zorluk ve sıkıntı anlarında göstermiş oldukları Kuran ahlakı ile daha da kalıcı bir hale gelir. Müminler, hep Allah’ın rızasını düşündükleri, akıllarını ve vicdanlarını hep bu yönde kullandıkları için, olumsuz gibi görünen durumlardan asla iman etmeyenler gibi negatif yönde etkilenmezler. Aksine zorluk ve sıkıntı anlarında gösterecekleri güzel ve teslimiyetli tavırlarla Yüce Allah’ın rızasını kazanabileceklerini umdukları için, böyle bir anda bile mutluluklarından hiçbir şey eksilmez. Müminlerin kalbinde, Allah’ın rızasını kazanma umudunun, bu yolda elinden gelen tüm çabayı harcamanın verdiği bir sevinç ve huzur vardır. Yaşadıkları bu neşe ve sevinç onları hem dünya hayatında mutlu ve huzurlu kılar, hem de Allah’ın rızasını daha fazla kazanmalarını sağlayacak olan şevklerinin en önemli kaynağını oluşturur. Bu sevinç ve mutluluk, insanların -iman etmedikleri takdirde- asla ulaşamayacakları ve taklit edemeyecekleri bir sevinçtir. Çünkü bu Allah’ın yalnızca müminlere hissettirdiği ve Allah’ın rızasını, rahmetini ve sonsuz cennetini ummanın verdiği mutluluk ve huzurdur. İmanın Neşesi Müminler Allah’a ve O’nun yarattığı kadere iman ettikleri için neşe ve sevinçleri süreklidir. Bu durum onların günlük hayatlarına da yansır ve müminlerin karakterinin temel kaynağını oluşturur. İman etmeyenler ise, Allah’tan ve O’nun ayetlerinden habersiz bir şekilde yaşamanın karşılığı olarak hep mutsuz olurlar. Müminlerin Allah’a karşı duydukları sevgi, bağlılık ve kadere olan teslimiyetleri, onları maddi ve manevi olarak rahatsız edebilecek her türlü sebebi ortadan kaldırır. Çünkü mümin için yaşamı boyunca ’kötü’ olarak nitelendirebileceği hiçbir şey yoktur. Göstereceği Kuran ahlakı ile Allah’ın tüm ’kötü’ gibi görünen durumları, kendisi için ’hayra’ ve ’iyiliğe’ dönüştüreceğini çok iyi bilmektedir. Bu da müminin her zaman imani bir neşeye ve sevince sahip olmasını sağlar. Herkesin üzüldüğü, karamsar olduğu bir ortamda, onu üzecek herhangi bir neden mevcut olmadığından, neşesinden ve sevincinden hiçbir şey eksilmez. Müminlerin tepkileri, imani bir neşeye sahip olduğu için her zaman içten ve samimi olur. Her zaman Allah’a tevekkül ettikleri için, hareketleri ve tavırları karşılarındaki insanlara da büyük bir huzur ve neşe verir. Bu açıdan herkes bir müminle konuşmaktan ve arkadaşlık etmekten büyük zevk alır. Çünkü gerçek anlamda samimiyete, içtenliğe ve neşeye yalnızca müminler sahiptir. Zaten çevresindeki herkes de onun bu halini çok açık bir şekilde fark eder. Mümin, Allah’ın kendisine vermiş olduğu bu eşsiz nimet sayesinde yaşamaktan zevk alan, gerçek anlamda güzel vakit geçiren, mutlu olan ve gülen tek kişidir. Çünkü müminler herşeyin kontrolünün Allah’ın iradesinde olduğunu bilirler. Allah bu konuyu bir ayette şu şekilde bildirmektedir: De ki: ’Allah’ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır. Ve müminler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidirler.’ (Tevbe Suresi, 51) Din ahlakından uzak yaşayan insanlar genellikle güzel vakit geçirmenin, neşenin ve coşkulu bir sevginin zevkini gerçek anlamıyla yaşayamazlar. Bu insanların büyük çoğunluğu zaman zaman iyi vakit geçiriyor veya eğleniyormuş gibi görünseler de, bu durum yaşadıkları hayatın geneline hakim olamamaktadır, çünkü çoğunlukla yaşadıkları sorunları düşünmeleri ve onları kendilerinin çözeceklerini zannetmeleri, yaşamlarının geneline yansımakta, sıkıntı ve gerginlik yaratmaktadır. Müminler ise Allah’a samimi bir şekilde iman etmelerinin bir karşılığı olarak, Allah’ın onlara hissettirdiği ’gerçek’ neşeyle dolu bir yaşam sürdürdükleri için, onların aldıkları keyif ve mutluluk en üst seviyededir. Sürekli Mutluluk Yalnızca Müminlerindir Sonuç olarak; müminler, içinde bulundukları koşullar ne olursa olsun, daima Allah’a güvenen, hep O’na yönelip dönen, sürekli O’nu razı etmeyi düşünen ve Kuran ahlakından asla taviz vermeyen bir ahlaka sahip olduklarından, Allah’ın hiç bitmeyen rahmeti, fazlı ve sevgisi hep onların üzerindedir. Yüce Allah, Kendisi’ne iman edenleri hiçbir zaman yalnız ve yardımsız bırakmayacağını vadetmiştir. Allah, Kendi yolunda samimi bir şekilde çaba gösteren, hiçbir şüpheye kapılmadan mallarını ve canlarını Allah’ın rızasını kazanmak için seve seve harcayan bu sadık kullarını, yaptıklarına güzel bir karşılık olarak içinde sonsuza kadar kalacakları, nimetlerle donatılmış cennetlerle müjdelemiştir: Müjde, dünya hayatında ve ahirette onlarındır. Allah’ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük ’kurtuluş ve mutluluk’ budur. (Yunus Suresi, 64)

June 11

MÜSLÜMAN OLMAM NEYİ GEREKTİRİR...

l. BÖLÛM A-) İnancımda Mûslûman Olmalıyım İnancımda Müslüman olabilmem şunları yapmamı gerektirir: 1. Kainatın yaratıcısının Hâkim, Kadir, Âlim, ve Kayyum bir Allah olduğuna inanmam lazımdır. 2. Allah'ın bu kainatı boş ve beyhude yere yaratmadığına inanmam gerekir. 3. Yüce Allah'ın, peygamberler gönderip kitaplar indirdiğe inanmam gerekir. 4. İnsanlığın varoluşunun yegane gayesinin yüce Allah'ı tanımak O'na ibadet ve itaat etmek olduğuna inanmam gerekir. 5. Allah'a inanan ve O'na itaat eden mü'min kimsenin mükafatının Cennet, Allah'ı inkar eden ve O'na isyan eden kafirin cezasının cehennem olduğuna inanmam gerekir. 6. Yalnız Allah'tan korkmalı ve başkasından korkmamam gerekir. 7. O'nu zikretmem ve zikrime devam etmem gerekir. 8. Allah'ı çok sevmem gerekir. 9. Her işimde Allah’a tevekkül etmeliyim. 10. Sayısız nimetlerinden dolayı Allah'a şükretmem gerekir. 11. Yüce Allah'tan af dilemem ve devamlı tevbe etmem gerekir. 12. Gizli ve açık hallerimde Allah'ın gözetimi altında olduğumu hissetmem lazım. B-) İbadetimde Müslüman Olmalıyım İbadetimde gerçek Müslüman olmam için şöyle hareket etmem gerekir: 1- İbadetlerimi "ihsan" derecesinde yapmalıyım. İHSAN : “Allah'ı görüyormuşcasına O'na ibadet etmektir. Eğer sen O'nu görmüyorsan bile O seni görür." 2- İbadetlerimde alçak gönüllü olmalıyım . 3. İbadetlerimizi kalp huzuruyla yapmamız gerekir. 4.İbadetleıimde kanaat etmeyen tamahkar ve doymak bilmeyen obur gibi olmamalıyım. 5.Geceyi ibadetle geçirmeye düşkün olmalıyım. 6.Özellikle sabah vakti olmak üzere bolca Kur’an okumalıyım. 7.Her işimde dua etmeliyim. C-) Ahlâkımda Mûslüman Olmalıyım Bir insanın ahlâk açısından Müslüman olabilmesi için uyması gereken başlıca özellikler şunlardır: l. Şüpheli şeylerden sakınmalıyım. 2. Gözleri haramdan korumalıyım . ("Mü’minlere de söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar." (Nur - 30) 3. Dili korumalıyım. 4. Utanma (haya) sahibi olmalıyım. 5. Vakar ve sabır sahibi olmalıyım. 6. Alçak gönüllü olmalıyım. 7. Zandan,gıybet ve tecessüsten (Müslümanların kusurlarını aramaktan) sakınmalıyım. 8. Cömert ve kerem sahibi olmalıyım. Müslümanın çok cömert ve asil olması canını ve malını Allah uğrunda vermesi lazımdır. D-) Ailemde ve Evimde Müslüman Olmalıyım I . Evlenmem Allah için olmalıdır. Yani Müslüman bir yuva kurmak için olmalıdır. Evliliğin gayesi; gözlerini haramdan sakınmak, avretimi korumak ve Rabbimin azabından korkmak olmalıdır. "Kadınların en hayırlısıyla evlenmeye bakınız. Çünkü çocuk, soyundan bir damara çeker." (İbni Mâce : Nikah 46) 2. Mal ve güzelliği bakımından diğerlerinden aşağı bile olsa ahlaklı ve dindar olanı seçmek "Kim eşinin gayri meşru isteklerine itaat ederse Allah onu yüz üstü cehenneme atar." (Buhari ; İmam 19) "Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar, sonra annesi ile babası onu; yahudi. Hıristiyan veya mecusi yaparlar." (Buhaıi; Cenaiz,92) E- Nefsimi Yenmeliyim İnsanlardan bir kısmı nefsani arzularına yenilmişlerdir. Böylece dünya ve dünya malına meyletmişlerdir. Diğer bir kısım ise nefisleriyle cihad ediyor ve nefsani arzularını yenmeye çalışıyorlar. Bazen arzularını yeniyor, bazen de hezimete uğruyorlar. Kalp ve akıl nefisle mücadelede iki önemli unsurdur. Yazar, şeytanın şu on kapıdan insana musallat olacağını belirtiyor. l. Aç gözlülük ve kötü düşünme kapısı. 2. Yaşamayı sevmek ve tükenmez arzu kapısı 3.Istırahat ve nimetin peşinde koşma kapısı. 4. Kendini beğenme kapısı 5. İnsanları hafife almak ve saygısızlık kapısı. 6. Kıskanma kapısı 7. Gösteriş yapmak ve insanların övgüsünü elde etmek kapısı. 8. Cimrilik kapısı. 9. Kâbir kapısı. 10.Tamah kapısı Bununla beraber, şeytanın oklarından korunabilmek için her işe başlarken Allah'ın ismini anmak ve israf etmemek gerekir. 2. BÖLÛM Müellifin bu bölümde insanın İslam için yaşaması gerektiğini ve insanların yaşantıları bakımından farklılıklarını ortaya koyuyor. "İslami bir hareket tarzı nasıl olmalıdır' konusunda değişik fikirler ileri sürüyor. Biz bu bölümün özetlenmesini gerekli bulmadık, sadece, Şehid İmam Hasan el-Benna'nın belirtmiş olduğu, bir Müslümanın nefsine, ailesine ve toplumuna karşı yapması gerekli olan görevleri maddeler halinde özetleyeceğiz. 1. Her gün Kur'an-ı Kerim'den bir cüzden az olmamak şartıyla okumak. 2. K. Kerimi güzel o uyup iyice dinlemek . 3.Genel bir sağlık kontrolünden geçmek 4.Çay kahve gibi uyarıcı içecekleri fazla kullanmamalısın, kesinlikle sigara içmemelisin. 5.Mesken, elbise, yiyecek, içecek, vücut ve çalışma yerinin temizliğine önem vermelisin. 6. Doğru konuşmalısın, asla yalan söylememelisin. 7. Sözünde durmalısın 8. Çök sabırlı ve cesur olmalısın. 9. Vakarlı ve ciddi olmalısın. 10. Son derece hayalı, ince şûurlu, benlikten hoşlanmayan ve kötülükten nefret eden olmalısın. 11.Adaletli davranmalısın. 12. Çok dinç ve gayretli olmalısın 13.Şefkatli,kerem sahibi ve cömert olmalısın. 14. Okuma yazmayı iyi öğrenmelisin. 15. Verilen görevi tam yapmaya azami gayret göstermelisin. 16. Kumardan, piyangodan, şans oyunlarından kaçınmalısın. 17. Faizden kaçınmalısın 18. Zekatını vermelisin. 19.Daima Allah'tan korkmalısın 20.Çoğu zaman abdestli olmalısın. 21. Namazını doğru dürüst kılmalısın. 22. Oruç tutmalısın. 23. Daima cihad niyetinde olmalısın. 24. Daima tevbe ve istiğfarda bulunmalısın. 25. Gözlerini haramdan korumalısın. 26. İçki ve uyuşturuculardan 27. Kötü ve bozguncu arkadaşlardan, günah ve suç işlenen yerlerden kaçınmalısın. 28. Bilhassa birinci bölüm nasıl bir Müslüman olmamız hususunda derin bilgiler vermektedir. İkinci bölüm ise daha çok islami bir hareketin nasıl olması gerektiği hakkında kendi görüşleriyle fikir vermeye çalışıyor ama zaten bir cemaat atmosferinde bulunan kardeşlerimize tesir edeceğini zannetmiyorum. YAZAR: FETHİ YEKEN... RAVZA YAYINLARI...

 
There are no categories in use.

TURGUT

BİR İNSAN YARATILIŞINI DÜŞÜNMEZSE BU DÜNYADA OLUŞ AMACINI KAVRAYAMAZ.. TEK AMACIM ALLAH RIZASINI KAZANMAK İÇİN BU GÜZEL KONULARI SİZLERLE PAYLAŞMAKTIR. DİLEĞİM BU SAYFA BİRÇOK İNSANA TAVSİYE ETMENİZDİR. KİMBİLİR BELKİ BİR KİŞİDE SİZİN SAYENİZDE ALLAHIN HİDAYETİNE NAİL OLUR... SELAM VE DUA İLE HEPİNİZ ALLAHA EMANET OLUNUZ ...TURGUT...
NOT: BU SAYFADAN ALINTI YAPMAK SERBESTİR..
Photo 1 of 3